ABSTRACT
The present study is a mixed method study conducted with adolescents. The quantitative part of the study aims to examine the level of life satisfaction and selfesteem of a) working and non-working adolescents b) of adolescents who are forced to work and those who work on their own volition and c) the effect of family interdependence on the life satisfaction and self-esteem of working adolescents. Analysis revealed that working adolescents had higher levels of life satisfaction than non-working adolescents. The interaction between gender and the working status was also significant indicating that working girls had higher levels of life satisfaction as compared to non-working girls, whereas the difference between the life satisfaction scores of working and non-working males was not significant. Although results for self-esteem yielded no significant results, univariate analyses revealed that working girls had significantly higher levels of self-esteem than nonworking girls. The qualitative part aimed to provide an in-depth understanding of the meaning of working adolescents as it is perceived by working and non-working adolescents. The sample included 25 adolescents and thematic analyses revealed positive evaluations such as "enjoying working", "financial benefits" and "assisting family", whereas negative evaluations reflected themes such as "loss of educational opportunities", "heavy work demands", and that "adolescence is not the time to work". Cultural context of Pakistan, the school-attendance of the working adolescents as well as the female empowerment by bringing in money for the household are factors considered when discussing the results.
Keyword:Self esteem; Adolescents; Pakistan; Life satisfaction; Working adolescents; Self confidence
ÖZET
Bu tez çalışması ergenlerle gerçekleştirilmiş karma-yöntemli bir çalışmadır. Araştırmanın niceliksel bölümü a) bir işte çalışan ve çalışmayan ergenlerin yaşam doyumu ve özgüven düzeylerini b) zorunlu olarak çalışan ve kendi isteği ile çalışan ergenlerin yaşam doyumu ve özgüven düzeylerini ve c) aile bağlılığı düzeyinin çalışan ergenlerin yaşam doyumu ve özgüveni üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Analiz sonuçları çalışan ergenlerin çalışmayan ergenlere kıyasla daha yüksek yaşam doyumu düzeyine sahip olduklarını göstermiştir. Ancak cinsiyet faktörünün analizi bu farkın çalışan kızlardan kaynaklandığını ortaya koymuştur. Buna göre, çalışan kızların yaşam doyumu çalışmayan kızlardan fazladır, ancak çalışan ve çalışmayan erkekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Özgüvene ilişkin analizler yine çalışan kızların çalışmayan kızlardan daha fazla özgüvene sahip olduğunu göstermiştir. Araştırmanın niteliksel bölümü hem çalışan hem de çalışmayan ergenler açısından bu yaşta bir işte çalışmanın anlamını daha derinlemesine anlamayı amaçlamaktadır. Tematik analizler bir işte çalışmaya ilişkin hem olumlu hem de olumsuz anlamlar atfedildiğini göstermiştir. Olumlu anlam temaları şunları içermektedir: "çalışmaktan keyif almak", "maddi avantajlar" and "aileye destek olmak". Negatif temalar ise şunlardır: "eğitim fırsatının kaçırılması", "ağır iş koşulları" ve "ergenliğin bir işte çalışma zamanı olmaması". Pakistan'ın kültürel bağlamı, çalışan ergenlerin okula devamı ve kız ergenlerin eve maddi destek olarak güçlendirilmesi araştırmanın bulgularının tartışılmasında ele alınan konulardır.
Anahtar Kelime: Benlik saygısı; Ergenler; Pakistan; Yaşam doyumu; Çalışan ergenler; Öz güven
Danışman: Ayfer Dost Gözkan
Özyeğin Üniversitesi, Çekmeköy Kampüsü Nişantepe Mahallesi Orman Sokak 34794 Çekmeköy İstanbul
Telefon : +90 (216) 564 90 00
Fax : +90 (216) 564 99 99
info@ozyegin.edu.tr

- Uygulamalar
- Hızlı Bağlantılar
- Birimler
Mezunlar
Mezunlar
Mezunlar
-
Psikoloji Tezli Yüksek Lisans Programı
-
Mana Rauf (2016) "Self-Esteem and Life Satisfaction of Working and Non-Working Adolescents in Pakistan"
-
Pınar Erçelik (2016) "Basic Psychological Needs Satisfaction and Identity Statuses Across Two Social Contexts in Emerging Adulthood"
ABSTRACT
The present study aimed to investigate the relationship between perceived psychological needs satisfaction and identity statuses in emerging adults across two social contexts i.e., parents and best friend. Data were collected as online self-report questionnaires from emerging adults aged between 18 and 26. A total of 288 university students completed questionnaires related to identity statuses and basic psychological needs satisfaction with mother, father and best friend. The results showed that needs satisfaction with the peer was significantly greater than needs satisfaction with parents. In addition, there was a significant effect of year of university education on identity diffusion such that identity diffusion was more prevalent in first year students than students with at least five year university education. Futher, multiple regression analyses indicated that needs satisfaction with best friend predicted all the identity statuses. However, needs satisfaction from mother predicted identity moratorium together with best friend and needs satisfaction from father predicted identity foreclosure jointly with best friend. The findings were discussed in the light of previous studies and future directions were provided.
Keyword: Identity statuses; Psychological needs; Social environment
ÖZET
Bu çalışma, temel psikolojik ihtiyaçlar ile kimlik statüleri arasındaki ilişkiyi beliren yetişkinlik döneminde aile ve arkadaş ortamı olmak üzere iki ayrı sosyal bağlamda incelemeyi amaçlamıştır. Veriler 18 ve 26 yaş aralığındaki beliren yetişkinlerden öz değerlendirme anketlerinin online olarak doldurulması şeklinde toplanmıştır. Toplam 288 üniversite öğrencisi kimlik statüleri ve temel psikolojik ihtiyaçların anne, baba, ve en yakın arkadaş ortamında karşılanması ile ilgili ölçekleri doldurulmuştur. Sonuçlar temel psikolojik ihtiyaçların arkadaş ortamında aile ortamından daha fazla karşılandığını göstermiştir. Bunun yanı sıra üniversite eğitim yılının dağınık kimlik üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Dağınık kimliğin üniversitenin ilk yılındaki öğrencilerde en az beş yıldır üniversite eğitimi alan kişilerden daha fazla olduğunu bulunmuştur. Sonuçlar ayrıca temel psikolojik ihtiyaçların en yakın arkadaş tarafından karşılanmasının tüm kimlik statülerini yordadığını göstermiştir ancak temel psikolojik ihtiyaçların anne tarafından karşılanmasının yalnızca askıya alınmış kimliği, baba tarafından karşılanması ise ipotekli kimliği arkadaş ile beraber yordadığı bulunmuştur. Bulgular önceki çalışmalar ışığında tartışılmıştır ve ileriki çalışmalara önerilerde bulunulmuştur.
Anahtar Kelime: Kimlik statüleri; Psikolojik ihtiyaçlar; Sosyal çevre
Danışman:Ayfer Dost Gözkan -
Hazal Çelik (2016) "Links Between Executive Functions and School Readiness"
ABSTRACT
In this study, links between executive functions and school readiness in 4- and 5-year-old Turkish children (N = 69) were examined. Both individual assessments (executive functions, and school readiness) and parent reports (executive functions, school readiness) were used to assess the variables of interest. Executive functions were assessed through hot and cool dimensions. It was hypothesized that hot executive functions would be related to social aspects of school readiness whereas cool executive functions would be related to cognitive aspects of school readiness (i.e., math and literacy). There was partial support for the hypotheses; cognitive and social aspects of school readiness were both predicted by cool and hot executive functions. In addition, parent reports were in the same line with behavioral assessments; school readiness was predicted by both cool and hot executive functions. Possible implications, limitations, and future directions were discussed in the light of the findings.
Keyword: Readiness; Preschool childrens; Executive functions; Primary schools
ÖZET
Bu çalışmada 4 ile 5 yaşındaki çocukların (N=69) yürütücü işlevlerinin ilkokula hazır bulunuşlukları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bireysel değerlendirmeler (yürütücü işlevler, ilkokula hazır bulunuşluk) ve anne raporları (yürütücü işlevler, ilkokula hazır bulunuşluk) araştırma değişkenlerini ölçmek için kullanılmıştır. Yürütücü işlevler sıcak ve soğuk olmak üzere iki yönlü incelenmiştir. Hipotezlere göre sıcak yürütücü işlevlerin ilkokula hazır bulunuşluğun sosyal yönleriyle ilişkili olması beklenirken, soğuk yürütücü işlevlerin bilişsel ilkokula hazır bulunuşluk değişkenleriyle (örn., matematik, harf bilgisi ve fonolojik farkındalık) ilişkili olması beklenmiştir. Hipotezler kısmi olarak desteklenmiştir. Sosyal ve bilişsel olarak ayrılan ilkokula hazır bulunuşluk hem sıcak hem soğuk yürütücü işlevler tarafından yordanmıştır. Aileden toplanan anketlerde de okula hazır bulunuşluk hem sıcak hem soğuk yürütücü işlevler tarafından yordanmıştır. Uygulamalar, sınırlılıklar, ve ileriki çalışmalar için öneriler bulgular ışığında tartışılmıştır.
Anahtar Kelime: Hazırbulunuşluk = Readiness ; Okul öncesi çocuklar = Preschool childrens ; Yönetici işlevler = Executive functions ; İlkokullar = Primary schools
Danışman:Deniz Tahiroğlu -
Duygu Korkmaz (2016) "Longitudinal Relations of Maternal Socialization and Temperament With Internalizing and Externalizing Behavior Problems During Middle Childhood"
ABSTRACT
Interest in identifying the precursors of internalizing and externalizing behavior problems has been increasing. Studies have shown that both parental socialization and children's temperamental characteristics trigger the chronicity and permanence of children's internalizing and externalizing problems. However, there is less research investigating the influences of parental socialization on children's internalizing and externalizing problems through children's temperament during middle childhood in non-Western contexts. Thus, this study aimed to examine the longitudinal relations between parental socialization of children's negative emotions, children's temperament and internalizing and externalizing problems, as well as the mediational effect of temperament on the relations between parental socialization and these problem behaviors with Turkish children. Total of 340 mothers and their children were recruited from Bolu, Istanbul, and Ankara. Coping with Negative Emotions scale at age 7, Children's Behavior Questionnaire at age 8, and CBCL/6-18 at age 9 were used in the study. Results showed that maternal punitive and minimization reactions were positively related to children's internalizing and externalizing problems. Attentional focusing and shifting were negatively associated with internalizing problems, and impulsivity was positively correlated with externalizing problems, but inhibitory control was negatively linked to externalizing problems. Moreover, maternal punitive reactions were negatively correlated with attentional focusing and shifting. Furthermore, maternal punitive reactions were directly and indirectly related to externalizing problems, and they indirectly influenced externalizing problems via inhibitory control. These findings suggest that maternal reactions to children's negative emotions and children's temperament contribute to better understanding of children's internalizing and externalizing problems.
Keyword: Mother child relations; Mothers; Externalizing; Temperament; Negative mood; Socialization; Children; Internalize problems
ÖZET
İçselleştirme ve dışsallaştırma problemlerinin nedenlerine yönelik ilgi artmaktadır. Araştırmalar ebeveynlerin çocuklarının olumsuz duygularını sosyalleştirme biçimlerinin ve çocukların mizaç özelliklerinin, çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma problemlerinin kronik ve kalıcı hale gelmesini tetiklediğini göstermektedir. Fakat Batı toplumları dışındaki toplumlarda ebeveyn sosyalleştirmesinin, okul çağındaki çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma problemlerini, çocukların mizacı aracılığıyla nasıl etkilediğiyle ilgili çalışmalar azınlıktadır. Bu nedenle bu çalışma, ebeveynlerin çocuklarının olumsuz duygularını sosyalleştirmesi, çocukların mizacı ve içselleştirme ve dışsallaştırma problemleri arasındaki boylamsal ilişkileri araştırmanın yanı sıra, Türkiye'de okul çağındaki çocukların mizacının, ebeveynlerin çocuklarının olumsuz duygularını sosyalleştirmesi ve çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma problemleri arasındaki ilişkilerine olan etkisini araştırmayı amaçlamıştır. Araştırma Bolu, Ankara ve İstanbul illerinden 340 anneyle ve çocuklarıyla yürütülmüştür. Araştırmada çocuklar 7 yaşındayken Olumsuz Duygularla Baş Etme Ölçeği, 8 yaşındayken Çocukların Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği ve 9 yaşındayken Çocuk Davranış Kontrol Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçları annelerin cezalandırıcı tepkilerinin ve minimize etme tepkilerinin, çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma problemleriyle olumlu yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Çocuklarda dikkati odaklama ve dikkati çevirebilme, içselleştirme problemleriyle olumsuz yönde ilişkiliyken, dürtüsellik, dışsallaştırma problemleriyle olumlu yönde, fakat ketleyici kontrol, dışsallaştırma problemleriyle olumsuz yönde ilişkilidir. Ayrıca, annelerin cezalandırıcı tepkilerinin, çocuklarda dikkati odaklama ve çevirebilme ile olumsuz yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Bunların yanısıra annelerin cezalandırıcı tepkilerinin hem doğrudan hem de dolaylı olarak çocukların dışsallaştırma davranışlarıyla ilişkili olduğu görülmüştür. Annelerin cezalandırıcı tepkileri çocukların dışsallaştırma problemlerini dolaylı olarak ketleyici kontrol aracılığıyla etkilemektedir. Bu sonuçlar annelerin çocukların olumsuz duygularına yönelik tepkilerinin ve çocukların mizacının, çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma problemlerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağladığını göstermektedir.
Anahtar Kelime: Ana-çocuk ilişkisi ;Anneler ; Dışsallaştırma; Mizaç; Olumsuz duygulanım; Sosyalleşme; Çocuklar; İçselleştirme sorunları
Danışman: Asiye Kumru -
Burcu Buğan (2017) "Longitudinal Relations of Externalizing and Internalizing Behavior Problems With Parental Child Rearing Practices and Temperament During Transition From Preschool to School Entry"
ABSTRACT
Externalizing and internalizing behavior problems have been regarded as crucial markers of maladjustment across childhood and adolescence (Zahn-Waxler et al., 2000). Among several etiological factors; parental child-rearing practices and child temperament have documented to have unique as well as joint contributions to both adjustment and maladjustment outcomes of young children. This study examined mediational relations of child temperament with maternal child-rearing practices and externalizing and internalizing behavior problems in a 3-wave longitudinal study. A total of 293 Turkish preschool children (Mage=49.1 months, SD=3.86, range=39-58 months) and their mothers were recruited for this study. At age 4 maternal child rearing, at age 6 child temperament, and finally at age 7 behavior problems were measured via mothers' reports. It was hypothesized that maternal practices would longitudinally predict children's temperamental approach and reactivity. We further hypothesized that child's approach and reactivity would mediate longitudinal relations between maternal practices and externalizing and internalizing behavior problems. Results indicated that the direction of the longitudinal relationship between maternal child-rearing and child's temperament was from maternal warmth to child's reactivity such that higher levels of maternal warmth when children were 4 year-old predicted lower levels of children's reactivity at age 6. Moreover, maternal warmth at age 4 negatively predicted children's reactivity at age 6, which in turn predicted both externalizing and internalizing problems at age 7 positively. Accordingly, child's reactivity fully mediated the link between maternal warmth and externalizing behavior problems. This study shed light on the mechanism in which parental child rearing practices, child's temperamental characteristics and behavior problems were longitudinally related. Findings of the current study can inform prevention/intervention programs aiming at eradicating behavior problems earlier in childhood.
Keyword: Parents attitude; Behavioural attitude; Externalizing; Personality traits; Temperament; Latency period; Preschool period; Preschool education; Child rearing; Internalize problems
ÖZET
Dışsallaştırma ve içselleştirme davranış problemleri çocukluk ve ergenlik dönemi uyum sorunlarının önemli göstergeleridir (Zahn-Waxler ve ark., 2000). Davranış problemlerini yordayan birçok etiyolojik faktör arasından öne çıkan anne-babaların çocuk yetiştirme tutumları ve çocukların mizaç özelliklerinin davranış problemleri üzerindeki ayrı ve ortak etkileri araştırmalar tarafından ortaya konulmuştur. Bu çalışmada çocukların mizaç özelliklerinin, annelerin çocuk yetiştirme tutumları ve çocukların davranış problemleri arasındaki ilişkide aracı rolünün üç-zamanlı boylamsal bir çalışmada incelenmesi amaçlanmıştır. Çocuklar 4 yaşındayken annelerin tutumları, 6 yaşındayken çocukların mizaç özellikleri ve 7 yaşındayken davranış problemleri anne raporuyla ölçülmüştür. Çalışmaya 291 okul öncesi dönemindeki çocuk (ortalama yaş=49.1 ay, SS=3.86, ranj=39-58 ay) ve anneleri katılmıştır. Çalışmada annelerin çocuk yetiştirme davranışlarının çocukların mizaç özelliklerini yordayacağı ve mizaç özelliklerinin de annelerin çocuk yetiştirme davranışları ile çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemleri arasındaki boylamsal ilişkide aracı değişken olacağı varsayılmıştır. Bulgular, anne çocuk yetiştirme davranışları ile çocuğun mizacı arasındaki ilişkinin yönünün, annenin çocuk yetiştirme davranışlarından çocukların mizacına doğru olduğunu göstermiş ve çocuk yetiştirmedeki sıcaklık boyutunun (4 yaş) çocukların tepkisel mizaç özelliğini 2 yıl sonra negatif olarak yordadığını (6 yaş) ortaya koymuştur. Ayrıca, bulgular, annenin sıcak çocuk yetiştirme davranışının (4 yaş) çocukların 6 yaşındaki tepkisel mizaç özelliğini negatif olarak yordadığını, çocukların 6 yaşındaki tepkisel mizaç özelliğinin ise dışsallaştırma ve içselleştirme davranış problemlerini (7 yaş) pozitif olarak yordadığını ortaya koymuştur. Bu doğrultuda bulgular, çocukların 6 yaşındaki tepkisel mizaç özelliğinin annenin sıcak çocuk yetiştirme davranışı (4 yaş) ile çocukların dışsallaştırma davranış problemleri (7 yaş) arasındaki boylamsal ilişkide aracı rol oynadığını göstermiştir. Bu çalışmanın bulguları davranış problemlerini erken çocukluk döneminde ortadan kaldırmayı amaçlayan önleme/müdahale programlarını bilgilendirebilmesi açısından önemlidir.
Anahtar Kelime: Ana-baba tutumu; Davranışsal tutum; Dışsallaştırma; Kişilik özellikleri; Mizaç; Okul çağı dönemi; Okul öncesi dönem; Okul öncesi eğitim; Çocuk yetiştirme; İçselleştirme sorunları
Danışman: Asiye Kumru -
Pınar Bilir (2017) "Basic Psychological Needs in Relationships With Parents and Teachers: Links to Academic Motivation, Self-Efficacy, and Performance in Mathematics"
ABSTRACT
The propose of the current study was to examine the relations between the perceived gratification of basic psychological needs (autonomy, relatedness, and competence) in relationships with parents and mathematics teacher, and academic outcomes in mathematics among Turkish early adolescents. A total of 551 secondary school students completed the questionnaire; the questions assessed the level of perceived gratification of basic psychological needs in relationships with mother, father, and mathematics teacher, as well as academic self-efficacy, self-determined motivation, approach and avoidance goals in mathematics, and implicit theories of intelligence of adolescents. Path analyses showed that after controlling for the demographic variables, mathematics teacher's gratification of psychological needs was positively linked with all the academic outcomes; higher levels of mothers' gratification of psychological needs predicted higher self-determined motivation; and higher levels of fathers' gratification of psychological needs predicted higher levels of approach goals. There was no significant difference between fixed and growth mindset groups in the mediation model. However, univariate analysis of variance revealed significant mindset differences: growth mindset group had higher scores on all of the variables than the fixed mindset group. The findings were discussed considering the previous studies.
Keyword: Family; Family relations; Mathematics; Mathematics lesson; Motivation; Psychological needs; Basic needs; Determination of essense; Teachers
ÖZET
Erken ergenlik döneminde olan öğrencilerle yürütülen bu çalışma kendini belirleme kuramı perspektifinden, temel psikolojik ihtiyaçların (özerklik, yakınlık, yetkinlik) ebeveynler ve matematik öğretmeni tarafından karşılanması ve akademik sonuçlar arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamıştır. Toplam 551 orta okul öğrencisi, temel psikolojik ihtiyaçların anne, baba ve matematik öğretmeni tarafından karşılanması, matematik dersindeki akademik öz yeterlik, motivasyon, yaklaşma ve kaçınma hedefleri ve örtülü zeka inanışları hakkındaki soruları cevaplamıştır. Yol analizleri analizleri , temel psikolojik ihtiyaçların matematik öğretmeni tarafından karşılanması ile tüm akademik sonuçların olumlu yönde ilişkili olduğunu göstermiştir Demografik değişkenler kontrol edildikten sonra, temel psikolojik ihtiyaçların anne tarafından karşılanması sadece öz-belirlenmiş motivasyon ile ilişkili bulunurken, bu ihtiyaçların baba tarafından karşılanması ise yalnızca yaklaşma hedefleri ile ilişkili bulunmuştur. Bununla birlikte, öz-belirlenmiş motivasyonun aracı değişken olarak modellendiği analiz sonuçları, öz-belirlenmiş motivasyonun, temel psikolojik ihtiyaçların matematik öğretmeni tarafından karşılanması ve akademik benlik algısı, matematik notu ve yaklaşma hedefleri arasındaki ilişkide aracı değişken rolüne sahip olduğunu göstermiştir. Zekanın gelişebilir ve gelişemez olduğunu düşünen iki farklı grup arasında aracı değişken yol analizi modelinde bir fark bulunmazken, iki grup çalışmadaki tüm değişkenler açısından tek değişkenli varyans analizleri ile karşılaştırıldığında zekanın gelişebilir olduğunu düşünen grubun tüm değişkenlerde, zekanın gelişemez olduğunu düşünen gruba göre daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Sonuçlar literatürdeki diğer sonuçlarla tartışılarak açıklanmıştır.
Anahtar Kelime: Aile; Aile içi ilişkiler; Matematik; Matematik dersi; Motivasyon; Psikolojik ihtiyaçlar; Temel ihtiyaçlar; Öz belirleme; Öğretmenler
Danışman: Ayfer Dost Gözkan -
Pınar Şengül Tığ (2017) "Perceived Reactions of Mothers, Fathers, Friends to Negative Emotions and Adolescent Psychological Well-Being"
ABSTRACT
The aim of the current study was to examine the relationship between reactions to negative emotions by parents and friend, and adolescent psychological well-being. The model examined the links between perceived emotion coaching and dismissing reactions of mothers, fathers, and friends to negative emotions (as a composite of sadness, anger, shame) were related to adolescents' psychological well-being (life satisfaction, trait anxiety, prosocial behavior and aggressive behavior) as mediated by emotion regulation difficulties. A total of 520 adolescents (292 girls, 223 boys) completed the questionnaire (Mage= 16.11, SD= .76, range= 14-18 years). Path analyses showed that coaching by mothers and friend predicted prosocial behavior and life satisfaction, and dismissing by mothers and friend predicted trait anxiety and aggressive behavior. Dismissing by friend and fathers also predicted lower life satisfaction. Father's coaching did not predict any well-being indices. Emotion regulation difficulties was predicted by dismissing by fathers and friend, coaching by mothers and friend. All well-being indices, except prosocial behavior, were predicted by emotion regulation difficulties which acted as a mediator in some of the paths. There were also gender differences between girls and boys in the mediational model. Additionally, gender differences were apparent in dismissing by mothers, fathers, and friend, and coaching by friend such that boys reported that their mothers, fathers, and friend displayed emotion dismissing strategies, while girls reported that friends approved their negative emotions more compared to boys' negative emotions. Finally, girls had higher prosocial behavior, trait anxiety, life satisfaction, and boys had higher aggressive behavior, however they did not differ in emotion regulation difficulties. The findings were discussed in the light of previous studies, considering possible implications and limitations.
Keyword: Parents attitude; Parents emotional socialization; Emotion regulation; Adolescents; Prosocial behavior; Negative mood; Negativeness; Psychological well being; Trait anxiety
ÖZET
Bu çalışmanın amacı, ebeveynler ve arkadaşların olumsuz duygulara verdikleri tepkiler ve ergenlerin psikolojik iyi olma hali arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkiler yol analizi ile incelenmiştir. Modelde anne, baba ve arkadaşların üzüntü, öfke ve utanma duygularına verdikleri tepkilerin, ergenlerin yaşam doyumu, kaygı durumu, olumlu sosyal davranışları ve saldırgan davranışlarıyla ilişkisi ve bu ilişkide duygu düzenleme güçlüklerinin aracı rolü incelenmiştir. Çalışmaya 520 ergen (292 kız, 223 erkek) katılarak anket formunu doldurmuştur (ortalama yaş= 16.11, SS= .76, ranj= 14-18). Yol analizleri, anne ve arkadaşların duygu koçluğu gösteren tepkilerinin olumlu sosyal davranışlar ve yaşam doyumunu, baba ve arkadaşların duyguyu yok sayan veya azımsayan (olumsuz) tepkilerinin saldırgan davranışlar ve kaygı durumunu yordadığını göstermiştir. Yaşam doyumu ayrıca baba ve arkadaşların olumsuz tepkileri tarafından yordanmıştır. Ancak babaların olumlu tepkileri hiçbir psikolojik iyi oluş değişkeni üzerinde etkili çıkmamıştır. Annelerin ve arkadaşların olumlu tepkileri ile babaların ve arkadaşların olumsuz tepkilerinin duygu düzenleme güçlüklerini yordadığı bulunmuştur. Duygu düzenleme güçlükleri ise, saldırgan davranışlar, sürekli kaygı ve yaşam doyumuyla ilişkili bulunmuştur. Duygu düzenleme güçlükleri bazı ilişkilerde aracı değişken olarak rol oynamıştır; ayrıca kızlar ve erkekler arasında aracı değişken modelinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Kızlar duygularına akranlarından daha olumlu tepkiler aldıklarını, erkekler ise duygularına anne, baba ve akranlarından daha olumsuz tepkiler aldıklarını rapor etmişlerdir. Son olarak, kızlar olumlu sosyal davranışlar, kaygı durumu ve yaşam doyumunda, erkekler ise saldırgan davranışlarda daha yüksek puanlar rapor etmişlerdir. Duygu düzenleme güçlüklerinde cinsiyet farkı bulunmamıştır. Bulgular önceki çalışmaların ışığında, olası uygulamalar ve sınırlılıklar göz önüne alınarak tartışılmıştır.
Anahtar Kelime: Ana-baba tutumu; Ana-babaların duyguları sosyalleştirme davranışları; Duygu düzenleme; Ergenler; Olumlu sosyal davranış; Olumsuz duygulanım; Olumsuzluk; Psikolojik iyi oluş; Sürekli kaygı
Danışman: Ayfer Dost Gözkan -
Büşra Aktaş Yılmaz (2017) "The Relationship Between Parental Control and Prosocial Behavior Toward Parents"
ABSTRACT
Parental psychological control including negative discipline exercises such as humiliating, coercion, love withdrawal, and emotional manipulation has been negatively related to prosocial behavior in previous studies (Clark, Dahlen, & Nicholson, 2015; Kuppens, Grietens, Onghena, & Michiens, 2009). On the other hand, the relation between parental behavioral control including supervision, monitoring, and parental knowledge regarding whereabouts and emotional needs of children and prosocial behavior seems to be mixed. That is, in some studies this relation has been positive (Hong, Hwang, Tai, & Kuo, 2016; Kerr, Beck, Downs-Shattuck, Kattar, & Uriburu, 2003) while in another study there was no relation between behavioral control and prosocial behavior et al (Yoo et al., 2013). Furthermore, empirical investigations on both parental psychological and behavioral controls and prosocial behaviors are very scarce in non-Western populations. Thus, in the present study, the relations of prosocial behavior toward mothers and fathers with perceived maternal behavioral control and maternal and paternal psychological control were examined with Turkish school aged children from Bolu, Ankara, and Istanbul (mean age = 11.8, 182 girls and 173 boys). Also, the moderator role of gender on the relation between parental control and prosocial behavior was investigated. The findings revealed that there was a positive link between perceived maternal behavioral control and prosocial behaviors toward parents (both mothers and fathers), while the negative link between perceived paternal and maternal psychological control and prosocial behaviors toward mothers and fathers. Additionally, girls reported more maternal behavioral control and prosocial behavior toward mothers and fathers than boys while boys reported more maternal and paternal psychological control. Moreover, the results of hierarchical regression analyses showed that gender had no moderator role on the relations of prosocial behavior with parental behavioral control and psychological control.
Keyword: Control; Parenting behaviors; Parental monitoring; Parents; Prosocial behaviour; Measurement and evaluation
ÖZET
Ebeveynlerin çocuklarının davranışlarını duygusal manipülasyon, sevginin esirgenmesi, alay etme ve baskı yoluyla kontrol etmesini içeren psikolojik kontrol uygulamalarının çocukların olumlu sosyal davranışı ile negatif ilişkili olduğu daha önce literatürde gösterilmiştir (Clark, Dahlen, & Nicholson, 2015; Kuppens, Grietens, Onghena, & Michiens, 2009). Diğer taraftan, ebeveylerin çocuklarının nerede olduğu ve deneyimleri hakkında bilgi sahibi olması, çocuklarını süpervize etmesi ve izlemesi yoluyla çocukların davranışlarını kontrol etmesi olarak tanımlanan davranışsal kontrol ile olumlu sosyal davranışlar arasındaki ilişki karmaşık görünmektedir. Bir grup çalışma ebeveynin davranışsal kontrolu ile çocukların olumlu sosyal davranışları arasında pozitif (Hong, Hwang, Tai, & Kuo, 2016; Kerr, Beck, Downs-Shattuck, Kattar, & Uriburu, 2003) bazı çalışmalarda ise anlamlı ilişki bulunamamıştır (Yoo ve ark., 2013). Bu karışık bulgulara ek olarak, bu ilişkilere yönelik görgül araştırmalar Batı dışı popülasyonlarda oldukça azdır. Bu çalışmada, davranışsal kontrol, psikolojik kontrol ve ebeveynlere yönelik prososyal davranış Bolu, Ankara ve İstanbul'da yaşayan okul çağı dönemindeki çocuklar ve annelerinin katılımı ile incelenmiştir (ort. yaş = 11.8, 182 kız ve 173 erkek). Ayrıca, çalışmada prososyal davranış ve ebeveyn kontrolü ilişkisi için cinsiyetin moderatör rolü ve hem olumlu sosyal davranış hem de ebeveyn kontrolü için cinsiyet farklılıkları incelenmiştir. Sonuçlar literatürle uyumlu olarak psikolojik kontrol ve olumlu sosyal davranış arasında negatif, davranışsal kontrol ve olumlu sosyal davranış arasında ise pozitif ilişki olduğunu göstermiştir. Öte yandan, beklentimizin aksine, ebeveyn kontrolünün prososyal davranışla ilişkisinde cinsiyetin moderatör etkisi bulunmamıştır. Ancak beklendiği gibi, kızlar daha fazla davranışsal kontrol algıladığını rapor ederken erkekler daha fazla psikolojik kontrol algıladığını rapor etmişlerdir. Ayrıca, yine beklentilerimize paralel olarak, kızlar daha fazla hem anneye hem babaya yönelik olumlu sosyal davranış rapor etmiştir.
Anahtar Kelime: Denetim; Ebeveyn davranışı; Ebeveyn izlemesi; Ebeveynler; Prososyal davranış; Ölçme-değerlendirme
Danışman: Asiye Kumru -
Safiye Ebra Uraloğlu (2017) "Adolescent Disclosure and Secrecy Behaviors and Psychological Well-Being in Parent and Best Friend Relationship Contexts: Variable- and Person-Centered Examinations"
ABSTRACT
The present study examined adolescents' disclosure and secrecy behaviors in their close relationships and their psychological well-being (life satisfaction, problem-solving confidence, and (lower) trait anxiety). In a sample of 1232 adolescents (ages 11-19 years; 60.1 % girls), disclosure and secrecy across three relationship contexts were examined by variable- and person-centered approaches. With a variable-centered approach, the study examined the links between disclosure to and secrecy from mother, father, and best friend and psychological well-being using structural equational modeling (SEM) analysis. Results of SEM showed that higher disclosure and lower secrecy levels were related to higher psychological well-being. More specifically, variable-centered analysis results showed that higher disclosure and lower secrecy in relationship with father predicted better psychological well-being. Disclosure to and secrecy from mother were not found as much effective as the father in the model. Results did not support the relation between secrecy from best friend and well-being but high disclosure to best friend predicted higher well-being. With a person-centered approach, the study investigated adolescents' disclosure and secrecy behaviors in their relationships with their mother, father, and best friend through clusters. Cluster analysis yielded patterns in which adolescents share information with or keep secret from their parents which differ in levels of psychological well-being. The best friend-adolescent cluster was found to be significantly related to psychological well-being but the relation was weaker as compared to other clusters' relationship with psychological well-being indices. Findings are discussed by synthesizing the information yielded by variable- and person-centered analyses.
Keyword: Perceived Well-being; Parents; Parents-adolescent relations; Friend support; Friendship; Individual structure; Adolescents; Well-being; Secret ; Secrecy
ÖZET
Bu çalışma ergenlerin yakın ilişkilerindeki bilgi paylaşımı ve sır saklama davranışları ile psikolojik esenlik hallerini (yaşam doyumu, problem çözme becerisine olan güven ve sürekli kaygı) durumlarını incelemiştir. Çalışmada, 1232 ergenin (11-19 yaş; %60.1 kız) üç farklı ilişki bağlamında bilgi paylaşımı ve sır saklama davranışlarını birey-odaklı ve değişken-odaklı yaklaşımlar kullanılarak incelenmiştir. Değişken-odaklı yaklaşımda anne, baba ve yakın arkadaş ile bilgi paylaşımı ve anneden, babadan, ve en yakın arkadaştan sır saklama davranışı ile psikolojik esenlik hali arasındaki ilişki yapısal eşitlik modeli (SEM) analizi ile incelemiştir. SEM analizi sonuçları yüksek bilgi paylaşımı ve düşük sır saklamanın yüksek psikolojik esenlik hali ile bağlantılı olduğunu göstermiştir. Daha detaylı olarak, değişken-odaklı analiz sonuçları baba ile bilgi paylaşımının ve babadan sır saklamanın psikolojik esenlik halini yordadığını göstermiştir. Bu modelde anne ile bilgi paylaşımı ve anneden sır saklama baba ile olduğu kadar etkili bulunmamıştır. Sonuçlar en yakın arkadaştan sır saklama ve esenlik hali arasındaki ilişkiyi desteklememiştir ancak en yakın arkadaş ile bilgi paylaşımı yüksek esenlik halini yordamaktadır. Çalışmada birey-odaklı yaklaşımla kümeleme analizi aracılığıyla ergenlerin anne, baba ve en yakın arkadaşları ile bilgi paylaşımı ve sır saklama davranışları araştırılmıştır. Birey-odaklı yaklaşımda, kümeleme analizi aracılığıyla ergenlerin anne, baba ve en yakın arkadaşları ile bilgi paylaşımı ve sır saklama davranışları araştırılmıştır. Kümeleme analizi ergenlerin psikolojik esenlik hali seviyeleri bakımından farklılık gösteren ebeveynler ile bilgi paylaşma ve sır saklama örüntülerini ortaya koymuştur. Yakın arkadaş-ergen kümesi ile psikolojik esenlik hali arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur ancak bu ilişki psikolojik esenlik hali ile ilişkili olan diğer kümelere oranla daha zayıftır. Bulgular birey- ve değişken-odaklı yaklaşım analizleri sentezlenerek tartışılmıştır.
Anahtar Kelime: Algılanan esenlik; Ana-baba; Ana-baba-genç ilişkileri; Arkadaş desteği; Arkadaşlık; Bireysel yapı ; Ergenler; Esenlik; Sır; Sır saklama
Danışman: Ayfer Dost Gözkan -
Hasan Alp Aytuğlu (2018) "The Link Between Emerging Adult's Narrative Identity in Familial Context and Positive Development"
ABSTRACT
The present study aims to examine the links between the components of narrative identity, positive development indices, cultural self-construals and motivation activation among Turkish emerging adults. Emerging adults' turning-point life stories that include parental interactions were assessed for causal coherence (or developmental consequentiality) and thematic coherence to examine their connections with positive youth development indices (caring, character, confidence, competence, and connection; 5Cs). The study also examined whether cultural self-construals (autonomous and relational self-construals) and motivational dispositions (appetitive or aversive orientations) were linked with narrative identity and positive development indices. In the study, a total of 91 participants (48 females, 42 males, 1 other) aged between 18 and 29 (Mage = 23.01, SD= .52) partook in a face to face life story interview. Before the interview, participants completed a computer-assisted questionnaire which assessed positive development indices, self-construals, and motivational activation systems. Results showed no significant difference in the causal coherence across event narrative contexts (mother, father, and neutral). On the other hand, thematic coherence was lower in father-related event narratives as compared to neutral contexts. Results of path analysis revealed that higher levels of causal coherence in narratives were associated with low levels of caring, competence, confidence, and connection. Also, higher levels of thematic coherence were linked to higher levels of competence, confidence, and connection. Furthermore, to investigate whether cultural-self clusters differ from each other across 5Cs and narrative indices and if motivational disposition clusters differ from each other across 5Cs and narrative indices, we conducted cluster analysis. The analyses resulted in three meaningfully separate cultural-self clusters (Highly related-lower autonomous group, Highly autonomous-lower relatedness group, and Autonomy-relatedness group) and motivational disposition clusters (Extroverted, Introverted and Amotivated). The Highly related-lower autonomy group scored higher in character than the Autonomy-relatedness group. The Highly related-lower autonomy group scored higher in caring than both the Autonomy-relatedness group and the Highly autonomous-lower relatedness group. The Highly related-lower autonomy group scored higher in connection than both the Autonomy-relatedness group and the Highly autonomous-lower relatedness group. Other comparisons did not yield statistically significant results.
Keyword: Narrative; Self development; Behavioral activation system; Behavioral inhibition system; Identity; Autonomous-relational Self
ÖZET
Bu çalışmanın amacı, genç yetişkinlerin anlatısal kimliklerinin şekillenmesinde rol oynayan deneyimlere dayalı anlatılarının olumlu gelişim göstergeleri, kültürel benlikleri ve pekiştiriciye olan duyarlılıkları ile arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada, genç yetişkinlerin dönüm noktası anlatıları (anne, baba ve ilişkisel olarak nötr bağlamda yaşanan olaylar), nedensellik ve tematik çerçevede incelenerek, bu anlatı özelliklerinin olumlu gelişim göstergeleri olan yeterlilik, karakter, kendine-güven, ilişkiler ve ilgililik ile ilişkisi araştırılmıştır. Ayrıca genç yetişkinlerin özerk, ilişkisel ve özerk-ilişkisel benlikleri ile davranışsal aktivasyon ve inhibiyon düzeylerinin hem anlatısal kimlikleri hem de olumlu gelişim göstergeleriyle ilişkisinin incelenmesi de çalışmanın diğer amaçlarını oluşturmuştur. Toplamda 91 (42 erkek, 48 kadın, 1 diğer) genç yetişkinin katıldığı bu çalışmada (ortalama yaş=23.01, SS=.52, ranj=18-29), her bir katılımcı ile yüz-yüze görüşme gerçekleştirilmiş ve katılımcılar bilgisayar-destekli anket formları doldurmuştur. Bulgular göstermistir ki anne, baba ve ilişkisel olarak nötr olan anılar arasında nedensellik açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bununla birlikte babayla yasanan anılardaki tematik bütünlük ilişkisel olarak nötr olan anılardan daha düşük bulunmustur. M Plus 7.4 ile yapılan yol analizleri; genç yetişkinlerin dönüm noktası niteliğindeki anılarının (anne, baba ve nötr anlatıların toplamından elde edilen ortalama skor) gelişimsel nedensellik bağı ile olumlu, gelişimin alt başlıkları olan yeterlilik, kendine-güven, ilişkiler, ilgililik arasında ters yönlü ilişkiye işaret etmiştir. Ayrıca, dönüm noktası anılardaki (anne, baba ve nötr anıların ortalama skoru) tematik bağ ile olumlu gelişimin alt başlıkları olan yeterlilik, kendine-güven, ilişkiler arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Bu bulgular göstermiştir ki genç yetişkinlerin anlatısal kimliklerindeki nedensellik (kişilik, davranış ve tutum değişimi) ve tematik bütünlük (benzer belirgin bir temanın farklı dönemlerde ve durumlarda tekrarlanıyor olması) olumlu gelişimleriyle (yakın çevreye uyum, empati ve sempati gösterme, başarılı olma inancı, zorluklara karşı direnç ve kendine-güven, ve yakın ilişki kalitesi) ilişkilidir. Tüm bunlara ek olarak, kültürel benliğin ve motivasyonel eğilimlerin nasıl bir örüntü (kümeler) oluşturduğunu görmek amacıyla gerçekleşleştirilen kümeleme analiziyle elde edilen kümelerin, pozitif gelişim göstergeleri ve anlatısal benlik değişkenleri açısında farklılıklar gösterip göstermediğine bakılmıştır. Analiz sonuçları, 3 farklı kültürel benlik kümesi (ilişkililiği yüksek-özerkligi düşük olanlar, özerkliği yüksek-ilişkililiği düşük olanlar ve özerk-ilişkili olanlar) ve 3 farklı motivasyonel eğilim kümesi (dışa dönük, içe dönük ve demotive) vermiştir. Kümeleme analizi sonucunda, ilişkililik göstergeleri yüksek ve özerkliği düşük olan bireylerin pozitif gelişim göstergelerinden olan karaktere yatkınlığı özerk-ilişkili olanlardan yüksek bulunmuştur. Buna ek olarak, ilişkililik göstergeleri yüksek-otonomi göstergeleri düşük bireylerin oluşturduğu grubun bağlılık ve ilgililik göstergeleri diğer iki grup olan otonomi göstergeleri yüksek-ilişkililigi düşük grup ve özerk-ilişkili gruptan daha yoğun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar Kelime: Anlatı; Benlik gelişimi; Davranışsal aktivasyon sistemi; Davranışsal inhibisyon sistemi; Kimlik; Yetişkinler; Özerk ilişkisel benlik
Danışman: Ayfer Dost Gözkan -
Beliz Canlı (2018) "The effects of the child, maternal and environmental characteristics on behavioral problems in early childhood period"
ABSTRACT
The main aim of the present thesis study was to compare the mothers and children from low- and high-socioeconomic status (SES) in terms of the mothers' social support, stress, perception of the child intentionality, and the children's behavioral problems. In addition, the current study aimed to examine whether there is a differentce in the relationship between perceived social support, maternal stress, mother's perception of child's intentionality and child internalizing and externalizing behavioral problems between mothers and children from different SES groups. The second aim was to examine whether the mothers' social support, stress, perception of the child intentionality and children's internalizing and externalizing problems showed a change or remained stable within 1 year, and to explore the influence of mothers' developmental expectations and child temperament on child behavioral problems in addition to perceived social support, maternal stress, mothers' perception of child's intentionality. The main study recruited 463 mothers with children aged 12-46 months and the follow-up study had 67 mothers with children aged 19-51 months. A series of structural equation models (SEM) were run in order to show the associations in total sample and in different SES groups (Low-SES vs. High-SES). For the follow-up, the Paired T-tests and a series of hierarchical regression analyses were conducted to see the differences in variables from first and second time points, and to examine how perceived social support, maternal stress, mother's perception of child's intentionality, in addition to influence of child temperament and mothers' developmental expectations predict internalizing and externalizing problems. In the main study, the maternal stress positively predicted both internalizing and externalizing problems, whereas the social support negatively predicted only internalizing problems. The negative intentionality was both the predictor and the mediator for internalizing problems for the total sample. The maternal stress was found to predict internalizing and externalizing behavioral problems negatively and the negative intentionality predicted the internalizing problems and mediated the relationship between maternal stress and internalizing problems in the low-SES group. In the high-SES sample, maternal stress positively predicted internalizing and externalizing problems, and social support negatively predicted both internalizing and externalizing problems. In the follow-up, the emotionality and the maternal stress positively predicted internalizing problems, whereas the emotionality, activity, and maternal stress positively predicted externalizing problems. Moreover, maternal stress partially mediated the relationship between emotionality and internalizing problems, and fully mediated the relationship between emotionality and externalizing problems. The results indicated that mother's stress, social support, their attributions and expectations about their child's behaviors and state as well as child temperament can contribute to problem behaviors. However, these effects may vary in different SES groups in Turkey. The future studies and interventions should focus on underpinnings of maternal stress while addressing protective factors for different SES groups in order to prevent behavioral problems during early childhood.
Keyword: Mother-child interaction; Mothers; Behavioral disorders; Behavioural attitude; Early child education; Social support; Socio-economic level; Socio-economic factors; Environmental impact; Child behavior
ÖZET
Bu tez çalışmasının ana amacı düşük ve yüksek sosyoekonomik düzeydeki (SED) anne ve çocukları annelerin sosyal desteği, stresi, çocuk niyetliliğine yönelik görüşleri, ve çocukların davranışsal problemleri çerçevesinde karşılaştırmaktır. Buna ek olarak, bu çalışma farklı sosyoekonomik düzeydeki (SED) annelerin algıladıkları sosyal destek, ebeveynlik stresi, çocuk niyetliliğine dair görüşleri ve çocuktaki içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemleri arasındaki ilişkilerde bir fark olup olmadığını araştırmayı hedeflemiştir. Çalışmanın ikinci amacı annelerin sosyal desteği, stresi, çocuk niyetliliğine dair görüşlerinin ve çocukların içselleştirici ve dışsallaştırıcı davranış problemlerinin 1 sene içerisinde değişiklik gösterip göstermediğini incelemek; ve annenin gelişimsel beklentisi ve çocuğunun mizacının annelerin algıladıkları sosyal destek, ebeveynlik stresi ve çocuk niyetliliğine dair görüşlerine ek olarak çocuktaki davranış problemlerine etkisini araştırmaktır. Ana çalışma 12-46 ay arası çocuğu olan 463 anneden, izleme çalışması 19-51 ay arası çocuğu olan 67 anneden oluşmuştur. Toplam örneklemde ve de farklı sosyoekonomik gruplarda (Düşük SED-Yüksek-SED) yapısal eşitlik modeli (SEM) serileri yürütülmüştür. İzleme çalışmasında ise değişkenlerin iki zaman aralığındaki farkını ölçmek için Eşleştirilmiş T-testi; annelerin algıladıkları sosyal destek, ebeveynlik stresi, çocuk niyetliliğine dair görüşleri, gelişimsel beklentisi ve çocuğun mizacının içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemlerine etkisini görmek için hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Ana çalışmada anne stresi içselleştirme ve dışsallaştırma problemlerini pozitif olarak, sosyal destek sadece içselleştirme problemini negatif olarak yordamıştır. Toplam örneklemde olumsuz niyetlilik hem negatif yordayıcı hem de aracı değişken olarak içselleştirme problemlerini etkilemiştir. Düşük sosyoekonomik gruptaki anne stresi hem içselleştirme hem dışsallaştırma problemlerini pozitif olarak yordamış ve olumsuz niyetlilik içselleştirme problemlerini negatif olarak yordamış ve anne stresi ile içselleştirme davranışı arasında ara değişken olmuştur. Yüksek sosyoekonomik grupta anne stresi her iki davranış problemini de pozitif olarak yordamış, annenin algıladığı sosyal destek ise her iki davranış problemini de negatif olarak yordamıştır. İzleme çalışması sonuçlarına göre çocuğun duygusal mizacı ve anne stresi içselleştirme davranış problemlerini pozitif olarak yordarken, çocuğun duygusal ve etkinlik mizacı, ve annenin stresi dışsallaştırma davranışını pozitif olarak yordamıştır. Ayrıca, anne stresi duygusal mizaç ile içselleştirme davranışı arasında kısmı aracılık yaparken, duygusal mizaç ile dışsallaştırma davranışını arasında temel aracılık yapmıştır. Bu çalışmanın sonuçları anne stresinin, sosyal desteğinin, annenin çocuğun niyetliliği hakkındaki görüşlerinin ve gelişimsel beklentisinin ve de çocuğun mizacının çocuktaki davranış problemlerini etkileyebileceğini göstermiştir. Ancak bu etkiler Türkiye'deki farklı sosyoekonomik düzeydeki annelerde değişkenlik gösterebilmektedir. Gelecekteki çalışmalar ve müdahale programları erken çocukluk dönemindeki davranışsal problemleri önlemek için anne stresine sebep olan etkenlere odaklanırken aynı zamanda farklı sosyoekonomik düzeydeki anneler için koruyucu faktörlere de vurgu yapmalıdır.
Anahtar Kelime: Ana-çocuk etkileşimi; Anneler; Davranış bozuklukları; Davranışsal tutum; Erken çocuk eğitimi; Sosyal destek; Sosyoekonomik düzey; Sosyoekonomik faktörler; Çevresel etki; Çocuk davranışları
Danışman: Gizem Arıkan -
Kübra Akar (2019) "The Role of Differentiation of Self and Attachment Anxiety in the Association Between Family of Origin Functioning and Couple Relationship Quality"
ABSTRACT
The aim of this study is to investigate the association between family of origin (FOO) functioning and couple relationship quality based on the concepts of Bowen's family systems theory. The indirect effects of differentiation of self and attachment anxiety on this link were examined. In order to do so, one hundred seventy-three individuals (100 females and 73 males, ages 22-52) who were married for a minimum of 6 months to maximum of 15 years were recruited for the study. Participants completed the demographic form, Family of Origin Scale, Differentiation of Self Inventory-Revised, Dyadic Adjustment Scale and the anxiety subscale of Experiences in Close Relationships Scale. Indirect effects were assessed via bootstrapping sampling method in order to test the underlying mechanisms for the link between FOO functioning and couple relationship quality. Results provided considerable support for the relationships among the study variables and hypotheses. FOO functioning was found to be positively associated with couple relationship quality and differentiation of self, and negatively with attachment anxiety. In addition, couple relationship quality was positively associated with differentiation of self and negatively with attachment anxiety. Differentiation of self and attachment anxiety were found to have significant indirect effects on the link between FOO functioning and couple relationship quality. The findings are discussed in line with relevant literature as well as implications for clinical practices and future research.
Keyword: Family; Family ties; Family relations; Family functions; Attachment; Attachment anxiety; Differentiation of self; Married couples; Measurement and evaluation; Relationship quality
ÖZET
Bu çalışmanın amacı Bowen'ın aile sistemi kuramına dayanarak kök aile fonksiyonelliği ve çift ilişki kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bağlanma kaygısı ve benliğin ayrımlaşmasının bu ilişkideki dolaylı etkisi incelenmiştir. Çalışmaya en az 6 ay-en fazla 15 yıldır evli olan 173 katılımcı (22-52 yaşları arasında 100 kadın ve73 erkek) dahil edilmiştir. Katılımcılar demografik bilgi formu, Kök Aile Ölçeği, Çift Uyum Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (kaygı alt ölçeği) ve Benliğin Ayrımlaşması Ölçeğini doldurmuşlardır. Kök aile fonksiyonelliği ve çift ilişki kalitesi arasındaki ilişkinin altında yatan olası mekanizmaları incelemek için bağlanma kaygısı ve benliğin ayrımlaşmasının dolaylı etkileri önyükleme örneklem yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, çalışma değişkenleri arasındaki ilişkiyi ve çalışma hipotezlerini desteklemiştir. Kök aile fonksiyonelliği, çift ilişki kalitesi ve benliğin ayrımlaşması ile pozitif olarak ilişkili, bağlanma kaygısı ile negatif olarak ilişkili bulunmuştur. Ek olarak, çift ilişki kalitesi benliğin ayrımlaşması ile pozitif olarak ilişkili ve bağlanma kaygısı ile negatif olarak ilişkilidir. Benliğin ayrımlaşması ve bağlanma kaygısının kök aile fonksiyonelliği ve çift uyumu arasındaki ilişkideki dolaylı etkisi istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Bulgular alan yazın ışığında, klinik uygulamalar ve gelecekte yürütülebilecek araştırmalar açısından tartışılmıştır.
Anahtar Kelime: Aile; Aile bağları; Aile içi ilişkiler; Aile işlevleri; Bağlanma; Bağlanma kaygısı; Benliğin ayrımlaşması; Evli çiftler; Ölçme-değerlendirme; İlişki kalitesi
Danışman: Nilüfer Kafescioğlu Aydın -
Birce Bingöl (2019) "The Role of Common Factors in Pivotal Moments in Couple and Family Therapy"
ABSTRACT
The aim of the current study is to investigate the role of common factors specific to CFT in the pivotal moments of CFT sessions. With this aim, following four research questions are posed in the current study: 1) What moments do CFT clients and couple and family therapists view as pivotal (significant, different, helpful, meaningful) in individual, couple and family therapy sessions? 2) What makes these moments pivotal for each and what do they attribute its importance to? 3) Do clients' and therapists' views match? If so which ones do? If not, which ones do not? 4) Are these pivotal moments related to the CFT common factors or not?
Keyword: Family; Family health; Family therapy; Experience; Married couples; Therapy
ÖZET
Bu araştırmanın amacı çift ve aile terapisine özgü ortak faktörlerin seanslarda deneyimlenen önemli anlardaki rolünü incelemektir. Ortak faktörler yaklaşımı, bütün psikoterapi modellerinin ortak olarak bazı faktörler barındırdığını ve terapi modelinden bağımsız olarak bu ortak faktörlerin danışanların değişiminde etkili olduğunu savunmaktadır. Bu araştırmada, danışanlar ve çift ve aile terapistleri ile görüşmeler yapılmış ve seansta katılımcıların önemli/yararlı/anlamlı olarak adlandırdıkları anlarda çift ve aile terapisine özgü ortak faktörler belirlenmiştir. Araştırma soruları şunları içermektedir; 1)Katılımcılar, seanstaki hangi anları önemli olarak adlandırıyor? 2) Bu anları katılımcılar için önemli kılan nedir? 3) Danışanlar ve çift ve aile terapistlerinin görüşleri örtüşmekte midir? Örtüşmekte ise, hangi anlar örtüşmektedir? 4) Önemli olarak adlandırılan bu anlar, çift ve aile terapisi ortak faktörleri ile ilintili midir?
Anahtar Kelime: Aile; Aile sağlığı; Aile tedavisi; Deneyim; Evli çiftler; Terapi
Danışman: Nilüfer Kafescioğlu -
Cansu Gökbalkan (2019) "The Links Between Use of Mental State Verbs, Theory of Mind and Social Skills in Middle Childhood"
ABSTRACT
Understanding mental states and using terms to express this understanding are considered to be important for social interaction. However, only a few studies examined mental state language, ToM and social skills together. The present study aimed to assess the nature of the association between mental state language and ToM and whether it extends to social skills in terms of two dimensions which were social competence and antisocial behaviors in school-age children. Participants were 80 Turkish elementary school children between the ages of 6 to 10 (Mage = 8.48, SD = 1.00, 43 girls). Mental state language, ToM, linguistic competence and general cognitive ability were assessed through behavioral tasks, and social skills were measured through teachers' reports. A hierarchical linear regression analysis showed that even though mental state language continued to be associated with ToM in elementary school, there were also other cognitive abilities such as linguistic complexity and general cognitive ability that accounted for the association between mental state language and ToM. In addition, ToM mediated the association between mental state language and social competence. Antisocial behaviors, on the other hand, were negatively correlated with mental state language but not with ToM. These results provided important contributions to understand the nature of the link between mental state language and ToM and its extent to social skills.
Keyword:Mood; Latency period; Social skill; Theory of mind; Childhood
ÖZET
Zihinsel durumları anlamak ve bu anlayışı ifade eden terimleri kullanmak sosyal etkileşim açısından önemli olarak görülmektedir. Fakat araştırmalar, zihinsel durumları ifade eden terimleri, zihin kuramını ve sosyal becerileri birlikte ele almamıştır. Bu araştırma, zihinsel durum terimleri ve zihin kuramı arasındaki ilişkinin doğasını incelemeyi ve bu ilişkinin sosyal becerilerin iki boyutuna (sosyal yeterlilik ve olumsuz sosyal davranış) olan uzantısını araştırmayı hedeflemektedir. 6-10 yaşları arasında (Ortyaş = 8.48, S = 1.00, 43 kız) 80 ilkokul öğrencisinin katıldığı bu araştırmada, zihinsel durum terimleri, zihin kuramı, dilsel yetkinlik ve genel bilişsel beceri ölçümleri için çocuklar bazı testleri tamamlamıştır. Sosyal beceriler ise öğretmenlerin doldurdukları ölçekle değerlendirilmiştir. Hiyerarşik regresyon analizine göre bulgular, zihinsel durum terimleri kullanımının ilkokul döneminde de zihin kuramı ile ilişkili olduğunu, fakat genel bilişsel beceri ve dilsel karmaşıklık gibi başka bilişsel becerilerin zihinsel durum terimlerinin yordayıcı rolünü ortadan kaldırdığını göstermiştir. Ayrıca, zihin kuramının zihinsel durum terimleri ve sosyal yeterlilik arasındaki ilişkiye aracılık ettiği bulunmuştur. Olumsuz sosyal davranışların ise zihinsel durum terimleri ile olumsuz yönde ilişkili olduğu, ancak zihin kuramı ile bağlantılı olmadığı anlaşılmıştır. Bu sonuçlar, zihinsel durum terimleri ile zihin kuramı arasındaki ilişkinin yapısını ve bunun sosyal becerilere olan uzanımını anlamak için önemli katkılar sağlamıştır.
Anahtar Kelime: Duygudurum; Okul çağı dönemi; Sosyal beceri; Zihin kuramı; Çocukluk dönemi
Danışman: Ercenur Ünal -
İlknur Zeynep Taşel Günal (2019) "Investigating the Role of Mother's Partner Attachment, Parenting Stress and Emotional Availability in the Toddler's Attachment Security"
ABSTRACT
The present study aims to investigate the associations between the mother's attachment with partner, parenting stress, parenting behaviours on the emotional availability, and the toddler's attachment security in low SES in Turkish sample. This study also examines the mediator role of mother's parenting stress in the relationship between the mother's attachment with partner and toddler's attachment security. Sixty-three mothers and their children between the ages of 12 to 35 months participated from the underdeveloped regions of İstanbul, representing a low SES group. The participants were visited at their home and the 2-hour mother-child dyads were video-recorded. In the last hour of the home visit, mothers filled a pack of questionnaires including a demographic form, Parenting Stress Index-Short Form (PSI-SF) and Experiences in Close Relationships-Revised (ECR-R). The toddler's attachment security in 2-hour video-recorded home visit was coded by two independent trained coders using Attachment Q-Sort (AQS), and mother's parenting behaviours in 10-min free play sessions were coded using Emotional Availability Scales (EAS). The results demonstrated that the mother's attachment avoidance with a partner and parenting stress were negatively associated to the toddler's attachment security, while the mother's sensitive and structuring behaviours were positively related to the toddler's attachment security. However, the mother's attachment anxiety with partner, mother's non-intrusiveness and non-hostility behaviours did not significantly associate with the toddler's attachment security. Contrary to my expectations, the mother's parenting stress did not significantly mediate the association between mother's attachment avoidance and toddler's attachment security. The current study expanded existing literature on low SES mothers of toddlers by showing the important role parenting stress in comparison to mothers' partner attachment. Furthermore, to my knowledge, this is the first study focusing on EAS in Turkish culture and in a disadvantaged sample. Based on findings of the present study, person tailored early interventions could be developed in regard to relevant maternal factors for toddler's attachment security.
Keyword: Parental bonding; Mothers; Attachment; Attachment styles; Attachment security; Insecure attachment; Stress; Intimate Partner violence; Childhood
ÖZET
Bu araştırma öncelikle annenin partneriyle olan bağlanma boyutunu, ebeveynlik stresinin, duygusal ulaşılabilirlik davranışlarını ve çocuklarıyla olan bağlanma güvenliği arasındaki ilişkileri Türkiye örnekleminde düşük gelir seviyesindeki anneler incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma ayrıca anne ebeveynlik stresinin, annenin partneriyle olan bağlanma boyutu ve çocuğun bağlanma güvenliği arasındaki ilişkide aracılık rolü oynayıp oynamadığını araştırmaktadır. Araştırmaya 63 anne ve 12-35 ay arasında olan çocukları, düşük sosyo-ekonomik grubu temsilen İstanbul'un gelişmemiş bölgelerinden katıldı. Araştırmaya katılan anne ve çocuklar evlerinde ziyaret edildi ve daha sonra kodlanmak üzere video kamera ile 2 saatlik kayıt alındı. Ev ziyaretinin son saatinde anneler demografik form, Ebeveynlik Stres İndeksi-Kısa Formu ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II gibi bazı ölçekleri doldurdu. Çocukların bağlanma güvenliği 2 saatlik ev gözlemi doğrultusunda Bağlanma Davranışları Sınıflandırma Seti (BDSS) ile bağımsız kodlayıcılar tarafından kodlanılırken, annelerin duygusal ulaşılabilirlik davranışları ise ev ziyaretindeki 10 dakikalık serbest oyun süresinde Duygusal Ulaşılabilirlik Ölçekleri ile kodlanıldı. Araştırma sonuçlarına göre, annenin partneriyle olan kaçınma bağlanma boyutu ve ebeveynlik stresi çocuğun bağlanma güvenliği ile negatif ilişkiliyken anne duyarlılığı ve yönlendirici desteği çocuğun bağlanma güvenliği ile pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur. Fakat, annenin partneriyle olan kaygı bağlanma boyutu, annenin müdahaleci ve düşmanca olmayan davranışları çocuğun bağlanma güvenliği ile arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Beklentilerimin aksine, anneni ebeveynlik stresi, annenin partneriyle olan bağlanma boyutu ve çocuğun bağlanma güvenliği arasındaki ilişkide aracılık etmemiştir. Bu tez çalışması, düşük gelir grubunda bulunan annelerin, partneriyle olan bağlanma boyutuna kıyasla ebeveynlik streslerinin önemli rolünü göstererek literatüre katkı sağlamayı amaçlamıştır. Ayrıca bu çalışma, Türk kültüründe ve dezavantajlı örneklemde annenin duygusal ulaşılabilirlik ölçeklerine odaklanan bildiğim kadarıyla ilk çalışma olacaktır. Çalışmamın sonuçlarına göre, çocuğun bağlanma güveliği için annelikle ilgili bu faktörlere odaklanarak kişiye özel erken müdahale programları geliştirmek çocuğun bağlanma güvenliği için önemli olacaktır.
Anahtar Kelime: Ana-babaya bağlanma; Anneler; Bağlanma; Bağlanma stilleri; Güvenli bağlanma; Güvensiz bağlanma; Stres; Yakın partner şiddeti ; Çocukluk dönemi = Childhood
Danışman: Gizem Arıkan -
Sinem Yahyaoğlu (2019) "The effects of social support, differentiation of self and locus of control on anxiety"
ABSTRACT
This quantitative cross-sectional study was designed to examine the effects of social support, locus of control and differentiation of self on anxiety. Using the Bowen's Family Systems Theory, we aimed at examining the same relationship with a systemic lens. The data was collected both online and via pen-and-paper style. Four hundred and forty five students, from various universities in Istanbul, participated in this study. Eligibility criteria included being in the age range of 18 to 25 years old, and being able to speak and understand Turkish. The data was collected from 445 university students. Most of the participants were females (n=327, 73.5%), from middle SES level (n=219, 49.2%), 4th grade students (n=172, 38.7%) and they reported having no anxiety related psychological problems (n=405, 91%). The participation was mainly online via Qualtrics link (n=278, 62.5%). A set of questionnaire included demographic form, State-Trait Anxiety Inventory (STAI), Differentiation of Self Inventory (DoSI), Multidimensional Scale of Perceived Social Support (MSPSS) and Rotter's Locus of Control Scale (RLCS). Hierarchical linear regression was conducted in IBM SPSS Statistics 21. As a result, differentiation of self was found to be associated with trait anxiety after accounting for social support and locus of control variables. That is, as the level of differentiation of self increased, the level of trait anxiety decreased. This result was in line with the previous literature findings. However, social support and external locus of control were found to be associated with state anxiety. Therefore, this study has not only filled the gap in the literature with Turkish population, but also has emphasized the importance of differentiation of self. More longitudinal studies with a systemic perspective should be need in future research. In fact, we would be able to understand the complex nature of anxiety as practitioners who work in the field and be able to develop systemic interventions that benefit people living with anxiety.
Keyword: Ego; Differentiation of self; Locus of control; Anxiety; Social support
ÖZET
Bu kantitatif enlemesine araştırma, sosyal desteğin, kontrol odağının ve benliğin ayrışmasının kaygı üzerine olan etkilerini incelemek için yapılmıştır. Bowen'ın Aile Sistemleri Teorisi'ni kullanarak, benzer ilişkiyi sistemik bakış açısıyla incelemeyi hedefledik. Veriler hem online hem de yazılı anket olarak toplanmıştır. İstanbul'un çeşitli üniversitelerinden, 445 öğrenci bu çalışmaya katılmıştır. Katılım için uygunluk kriterleri 18-25 yaş arasında olma ve Türkçe konuşup-anlamayı içermektedir. Veriler 445 öğrenciden alınmıştır. Katılımcıların çoğu kadınlardan (n=327, 73.5%), orta sosyo-ekonomik seviyedeki insanlardan (n=219, 49.2%), 4.sınıf öğrencilerinden (n=172, 38.7%) oluşurken aynı katılımcıların kaygıyla alakalı herhangi bir psikolojik problem (n=405, 91%) belirtmediği görülmüştür. Katılım çoğunlukla Qualtrics bağlantısı ile online olarak gerçekleşmiştir (n=278, 62.5%). Demografik form ile birlikte, Durumluluk-Süreklilik Kaygı Envanteri (DSKE), Benliğin Ayrışması Ölçeği (BAÖ), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve Rotter'ın İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği (RİDKOÖ)'nden oluşan bir anket oluşturulmuştur. IBM SPSS Statisctics 21 kullanılarak hiyerarşik doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, benliğin ayrışması, sosyal destek ve kontrol odağı değişkenleride göz önünde bulundurulduğunda, süreklilik kaygısı ile ilişkili bulunmuştur. Yani, benliğin ayrışması arttıkça süreklilik kaygısı azalmıştır. Bu bulgu, önceki literatür bulgularıyla örtüşmektedir. Ancak, sosyal destek ve dış kontrol odağı, durumluluk kaygısı ile ilişkili bulunmuştur. Dolayısıyla, bu çalışma literatürdeki boşluğu Türk örneklemiyle doldurmakla kalmamış, aynı zamanda benliğin ayrışmasının önemini vurgulamıştır. Gelecek araştırmalarda, sistemik bakış açısı ile daha fazla boylamsal çalışmalara ihtiyaç olduğu görülmüştür. Bu sayede, alanda çalışan uygulamacılar olarak kaygının karışık doğasını daha iyi anlayabilir ve kaygı ile yaşayan insanlara yardımcı olacak sistemik müdahaleler geliştirebiliriz.
Anahtar Kelime: Benlik; Benliğin ayrımlaşması; Denetim odağı; Kaygı; Sosyal destek
Danışman: Senem Zeytinoğlu Saydam
-
Mana Rauf (2016) "Self-Esteem and Life Satisfaction of Working and Non-Working Adolescents in Pakistan"
Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Hakkında
- Müdürün Mesajı
- Akademik Programlar
- Endüstri ve Örgüt Psikolojisi Lisansüstü Programları
- Psikoloji Lisansüstü Programları
- Uluslararası İlişkiler ve Küreselleşme Lisansüstü Programları
- Tasarım, Teknoloji ve Toplum Lisansüstü Programları
- Hukuk Lisansüstü Programları
- İdari Kadro
- Akademik Takvim
- Burs Olanakları
- Tez Kılavuzu ve Formlar
- Yönetmelik, Yönerge ve Prosedürler
- Etkinlikler